Kuyumcular “Altın Toplama Bayiliği”ne talip

23 Aralık 2012

İstanbul Kuyumcular Odası (İKO) Başkanı Alaattin Kameroğlu, yastık altı altının toplanmasında kesinlikle kuyumculuk sektörünün devre dışı kalmaması gerektiğini belirtti.

Altın ve kuyumculuk piyasasındaki son gelişmeleri değerlendiren Kameroğlu, 2006 yılında çıkan bir tebliğle standardı İstanbul Altın Borsası tarafından belirlenmiş külçe altınları alıp satabilme yetkileri olduğunu anımsattı.

Kameroğlu, “Merkez Bankasının bankalara munzam karşılık olarak altın da yatırabilirsiniz imkanı tanımasından sonra bankalar bu altını nereden bulabilecek? Bunun yanında dediler ki, ‘Halkın yastık altında 5 bin ton altın var. Bu altını siz halktan toplayın ve Merkez Bankasına munzam karşılık olarak verirsiniz’. Bu, bankaların çok işine geldi. Bankalar munzam karşılık olarak TL yatırırsalar maliyetleri yüzde 7-8, döviz yatırırsa yüzde 3-4 civarında bir maliyeti var. Altın toplarlarsa maliyeti yüzde 1-1,5 civarında. Bu nedenle bankalar yastık altındaki altına rağbet etti” değerlendirmesini yaptı.

İKO olarak, Türkiye ekonomisinin güçlemesini istediklerini söyleyen Kameroğlu, “Bu altınları vatandaşa satan kuyumcular vasıtasıyla neden toplamıyorsunuz? Kuyumcular burada by-pass ediliyor. Bankalar bu altın toplama işini ya bir rafineriye ya da bir markaya veriyor. Bu durum perakendeciyi, kuyumcuyu devre dışı bırakmak demektir” diye konuştu.

“Bizim hesabımıza göre 900 tonun üzerinde daha altın var”

Kameroğlu, kendilerine göre yastık altında 5 bin ton değil, 800-1.000 ton civarında altın olduğunu, 5 bin tonun abartılı bir rakam olduğunu savunarak, şunları kaydetti:

“Şu ana kadar bankalar eksper vasıtasıyla halka ulaşarak, bankalarda altın günü yaparak veya bazı markaları aracı koyarak 15-20 ton civarında yastık altı altın topladı. Bizim hesabımıza göre bin ton varsa, 900 tonun üzerinde daha altın var. Yastık altı altın toplanırken kesinlikle kuyumculuk sektörü devre dışı kalmamalı, eğer kalırsa başarıya ulaşma şansı fazla olmaz. Bankacılık sektörü kuyumcuları kullanırsa başarı şansı fazla olur. Bankacılık sektörü ile kuyumculuk sektörünün barışçıl bir ortamda ticaret yapmaları gündeme gelir. Yastık altı altını toplarken de vatandaş takıdan soğutulmamış olur.

Halkın altınını daha iyi değerlendirerek bankalara daha çok has altın yatırmalarına aracılık yaparız. Bankalara yastık altındaki altını biz kuyumculardan başka daha iyi kimse toplayamaz. Altın toplama bayisi olmaya tabiyiz. Anadolu’daki tüm kuyumcular böyle düşünüyor. Sadece İstanbul için söylemiyorum, Tüm Türkiye olarak söylüyorum.”

“Kuyumcular bankalara sarrafiye ürün sattırmaz”

Kameroğlu, bankaların darphane ürünleri, Cumhuriyet ve ziynet ata altınları satabileceğine dair düzenlemeye büyük tepki gösterdiklerini hatırlatarak, şunları anlattı:

“24 ayar bir altın finans aracıdır. Ama 22 ayara düştüğü zaman, herhangi bir ürün, araç haline geldiği zaman Cumhuriyet altını bir emtia haline dönüşür. Bankaların emtia alıp satmaları kanunen yasaktır. Böyle bir taslak hazırlandı. Böyle bir taslağın ‘kuyumcuların ekmeğinin elinden alınması’ demek olacağını söyledik ve tepki gösterdik. Gerekli görüşmeleri yaptık ve bu taslak hayat bulmadı.
Bu, uygulama çıksa bile bunun bankalarca uygulanması çok zor. Bir banka ‘ben altın satıyorum’ dese, şubelerde en az bir kilogram altın stoğu bulundurması lazım. Bir bankanın 500 tane şubesi olsa, bu da 500 kilogram altın stoğu demektir. Stoktaki altın ne kadar devredilecektir, bunlar bankalar için hep maliyettir. Kaldı ki mesela banka çeyrek altını 165 liraya satarsa, kuyumcu da 163 liraya satar, bankaya sarrafiye ürün sattırmaz. Bu kısır bir çekişme olacaktır, iki tarafa da zarar verir.”

Altında çadır günleri…

Kameroğlu, tekstil sektöründe olduğu gibi kuyumculuk ve mücevherat sektöründe de çadır günleri düzenlenmesine ilişkin ise şunları söyledi:

“Kuyumculuğun bir disiplini ve halkın kuyumcuya bir bakış açısı vardır. Kıyafetinizi alıp giydikten sonra geri veremezsiniz. Ama takıyı vatandaş geri verebilirim anlayışıyla da alıp satabiliyor. Kuyumculuk sektöründe pırlantalı ürünler hariç böyle yüzde 30-40-60-70’ler gibi indirim rakamları olmaz. Kuyumcunun altın bedeli, işçilik bedeli ve o takı üzerinden aldığı karı da bellidir. Dolayısıyla aralarda uçurumlar olmaz. Böyle bir çadırda ‘altın takıda yüzde 80 indirim var’ denmesi durumunda, vatandaş ‘altında böyle indirimler olur mu?’ diye sorgulamaya başlıyor.

Vatandaşlar, ‘acaba kuyumcular çok mu pahalıya satıyor?’ demeye başlıyor. Ama asıl zararı görenler o markanın bayiliğini yapan kuyumcular. Bizlere şikayette de bulunuyorlar. Çadır günleri bir haftalık bir iş. Vatandaşın aklına şöyle bir soru geliyor; ‘Bizi 360 gün kazıklıyor ve 5 gün indirim mi yapıyorsunuz?.”

“Altın mutluluğu sevmiyor, kavgayı seviyor”

Son bir yıldır altın ons fiyatının 1.650-1.750 dolar seviyesinde bulunduğunu belirten Kameroğlu, “Altın mutluluğu sevmiyor, kavgayı seviyor. Ekonomik kavga varsa, dünyada siyasi bir kavga varsa altın o zaman yükselişe devam ediyor. Büyük düşüş konusunda beklentim yok. Ama fiyatın yukarı çıkması mümkün” dedi.

Tüketicinin yanıltılmaması adına kuyumcularda İKO’nun bazı altın ürünlerin fiyatlarının gösterildiği ekranların standart bir şekilde yer alması için çalışma başlattığını ifade eden Kameroğlu, “Karlılığı çok düşük çeyrek altın, 22 ayarlı ürünler ve klasik tel bilezikler kuyumcunun ekmeği gibidir. Bunların fiyatlarında belli bir sektörel birlik ve ahengin sağlanmasında fayda görüyoruz. Bazı ürünlerde fiyat birlikteliğinin olması açısından ve sektöre saygı gereği bu şart. Kuyumculara ‘darphane ürünleri konusunda birbirinizi yemeyin’ diyoruz” diye konuştu.
Kameroğlu, 2011 yılı başından beri kuyumculuk sektörünün durgunluğa girdiğini ve 2012 yılının kuyumcular için kötü geçtiğini, 2013 yılı için ise belki 2012 yılının bile aranacağını da sözlerine ekledi.

Hürriyet

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir